Kurmancî, soranî, zazakî… dil veya lehçe?

kurdistan-ala

Yazar: Husein Muhammed

Çevirmen: Abdurrahman Önen

Kürtçe acaba bir dil midir ya da kaç dildir? Acaba soranca, hewramice, zazaca… hepsi aynı dilin lehçeleri midir veya aynı dil ailesinden birkaç dil midir?

Acaba latin alfabesiyle yazılan kürtçe, arapça veya kiril alfabeleriyle yazılan kürtçe ile aynı dil midir veya farklı diller midir?

Acaba hangi şartlarda insan bir dilin iki farklı durumuna aynı dil der (örneğin soranca ve kurmanci), fakat başka iki farklı durumuna birbirinden farklı dillerdir (örneğin soranca ve farsça) der?

Acaba hangi neden ve faktörler bir dilin iki farklı durumunun iki farklı dil olduğunu veya bir dilin iki lehçesi olduğunu gösterir? Acaba dilbiliminin kural ve kaidelerine göre bu sınıflandırmayı yapabilir miyiz veya daha önemli kural ve kaideler var mıdır?

Sorun nedir?

Bir süreden beri zazacanın kürtçenin bir lehçesi mi yoksa ayrı bir dil mi olduğu tartışılmaktadır. Aynı sorun gorani/hevrami konusunda da vardır.

Hemen hemen kürmanci ve soranca konuşanların tamamı ile zazaca ve hevramice konuşanların mutlak çoğunluğu zazaca ile hevrami/goraniyi kürtçenin lehçeleri olarak kabul ediyorlar ve farklı diller olarak görmüyorlar. Ne şimdi ne de tarihte zaza veya hevrami/gorani diye bir millet/halk olmamıştır ve onlar hep kürt ulusunun birer parçası olarak kabul edilmiştir. Örneğin Kürdistan’da Şeyh Said’ten Sellahattin Demirtaş’a kadar birçok kürt önderi Zazadır ama kürt ve kürtçe siyasetinin önderliğini yapmışlar.

Gerek bu nedenle ve gerekse zazaca/hevrami/gorani ile diğer kürtçe lehçeleri arasındaki yakınlık nedeniyle, mutlak çoğunluk bu konuşma tarzlarını kürtçenin dalları olarak, bu lehçeleri konuşanları da kürt ulusunun birer parçası olarak görüyor ve kabul ediyorlar. Kurmanci ve zazaca arasındaki dil birliğinin bir işareti de şudur ki, onlarca yıldır Kuzey kürtlerinin kürmanci yayınları arasında zazacaya da hep yer verilmiştir. Eğer zazaca bazı kürmanci dergi ve gazetelerinde yer almamışsa da, bunun sebebi bu dergi ve gazetelerin zazacayı red etmelerinden değildir, zazaca ürünler onlara gelmediğindendir, çünkü son dönemlere kadar zazaca yazanların sayısı pek fazla değildi.

Öte yandan, son dönemlerde zazaca ya da hevramice konuşan bazı kişiler ortaya çıkıp zazaca/hevramicenin ayrı birer dil olduğunu ve kürtçenin lehçeleri olmadığını söylüyor. Onlar sadece “dilbilimi kuralları”na yaslanıyorlar ve zazaca/hevramicenin kürtçenin lehçesi olduğunu öne sürenlerin argümentlerini, “siyaset” veya “duygusallık” ile suçluyorlar. Onlar zazaca/hevramicenin kürtçenin lehçesi değil ayrı birer dil olduğunu iddia eden birkaç Avrupalı dilbilimcisine dayanıyorlar.

Zazacanın kürtçenin bir lehçesi olmadığını iddia eden “zazacılar”ın öncülüğünü Zülfü Selcan ve almanca olan kitabı Grammatik der Zaza-Sprache (Zazaca Dilbilgisi) yapmaktadır. Kitap 1998’de Berlin’de yayınlanmış. Bu kitap zazacanın ayrı bir dil olduğunu savunmaktan çok, kürtçeye saldırıyor. Selcan birkaç avrupalı dilbilimci ile toplumbilimcinin zazacanın ayrı bir dil olduğu iddialarına sarılmaktadır. Fakat aynı Selcan zazaların etnik ve tarihsel olarak ayrı bir ulus olmadığını, kürt ulusunun bir parçası olduğunu söyleyen tüm dilbilimcilerine saldırmaktadır. Örneğin, Hollandalı toplumbilimci Martin van Bruinessen’ın[1] zazacanın ayrı bir dil olduğu iddiasını gönül rahatlığıyla kabul etmekte. Fakat aynı Selcan, Bruinessen’in zazaların kürt olduğu, Şeyh Sait’in bağımsız Kürdistan için mücadele verdiği ve 1925 ayaklanmasının kürt ayaklanması olduğu iddialarını şiddetle red etmektedir.

Avrupalı dilbilimcilerinin çoğu -zazaca üzerine bir şeyler söyleyen- zazacanın ayrı bir dil olduğunu iddia etseler de, kürmanci ve sorancanın ayrı birer dil olduklarını red etmektedirler. Selcan bunların zazacanın kürtçeden farklı bir dil olduğu iddialarına sarılmakta ve bunların sözlerini tarafsız ve objektif bir altyapı olarak kabul etmekte. Fakat aynı Selcan aynı dilbilimcilerin soranca ve kürmancinin aynı dilin lehçeleri olduğu iddialarına şiddetle saldırmaktadır.

 

Acaba kürmanci, soranca ve zazaca birer dil midir yoksa lehçe midir?

Kürmanci, soranca ve zazacanın birbirinden farklı diller olduğunu iddia edenler, bu lehçelerin farklılıklarını içeren uzun bir liste hazırlamaya -mümkün olduğu kadar- gayret ediyorlar. Bu lehçeler arasındaki benzerlikleri olabildiğince kulakardı ediyorlar ve bazen doğrudan konu hakkında yalan da söylemektedirler.

Örneğin, Selcan kitabında kürmanci ile zazaca arasındaki farklı sesleri sıralamakta. Fakat aynı Selcan kürmanci ile zazacanın benzer seslerine gözlerini kapatmakta ve sessiz kalmaktadır. Gerçekte ise, aynı tarzda kullanmasalar da kürmanci ile zazacanın fonemleri 100 % aynıdır.[2]

 

O aynı tarzda kürmanci ile sorancanın da birbirinden çok uzak olduklarını, aynı dilin leheçeleri olmadığını ve farklı diller olduklarını göstermeye gayret etmektedir. Bu iddiası için, örnek olarak şunu ileri sürüyor; devamlılık öneki kürmancide “di-“dır (“di-çim, di-bêjim, di-kevim gibi), fakat sorancada “e-“dır (“e-kem=di-kim”), yani bunların birbirlerine hiç benzemediğini söylüyor ve kürmanci ve sorancanın farklı diller olduğunu söylemek istiyor. Fakat Selcan şu doğru karşısında tamamen sessiz kalmaktadır; “e-“ sorancada sadece bir şive/ağız formunda kullanılmakta, devamlılık öneki “de-“dir o da kürmancideki “di-“ya (de-kem) çok benzemektedir.[3] Bu “e-“ formu halen de bazı şivelerde kullanılıyor olsa bile, “de-“ formu hem şivelerin çoğunda hem de yazılı sorancada egemendir. Fakat Selcan kürmanci ile sorancanın farklılığına değil benzerliğine bir işaret olacağından “de-“ formundan bahs etmek istememiştir.

 

Birbirini anlama şartı ve bunun zayıflığı

Genel itibariyle deniliyor ki, eğer iki farklı tarzda konuşanlar birbirlerini anlıyorlarsa, o zaman konuştukları tarzlar iki farklı dil değil, aynı dilin lehçeleridir. Tersine, eğer iki farklı tarzda konuşanlar birbirlerini anlamıyorlarsa, o zaman bunlar aynı dilin lehçeleri değil, birbirinden farklı dillerdir.

Bu teori yaygın olarak dil ve lehçelerin sınıflandırılmasında kullanılmıştır ve halen de kullanılmaktadır, fakat anlamak sübjektif bir şey olduğundan zayıf bir teoridir ve kişilerin tecrübelerinin olup olmamasına bağlıdır.

Örneğin, soranca veya farsçayı çok duyan bir kürmanc, kendini onlara öğretmeye hiç çalışmadan bile yavaş yavaş onları anlamayı öğrenebilir. Fakat eğer kürmanc ilk kez soranca ya da farsçayı duyuyorsa, büyük bir ihtimalle çok az şeyi anlayacak hatta hiçbir şey anlamayacaktır.

Sorun sadece iki akraba dil (örneğin kürtçe ve farsça) arasında değil, hatta aynı dilin veya aynı lehçenin iki farklı şivesi arsında da durum böyledir. Örneğin, şimdiye kadar hiçbir ciddi dilbilimcisi Diyarbakır kürmancisi ile Duhok kürmacisinin farklı diller olduğunu iddia etmemiştir. Fakat eğer diyarbakırlı bir kürmanc ile duhoklu bir kürmanc ilk kez şivelerini duyar ya da sohbet etmeye başlarlarsa, birbirlerini anlamakta güçlük çekerler ve hatta çoğu şeyi de anlamayacaklar ya da birbirlerini yanlış anlarlar. Örneğin, diyarbakırlının ”karîn/kanîn, hev, tev/giş, li ba/cem” sözleri kürmancinin diğer şivelerini bilmeyen duhoklu için garip olacaklar, çünkü duhoklu onların yerine ”şiyan, êkûdu, hemî/xirr, li nik/dev” kullanmakta. Fakat duhoklunun kullndığı ”xirr” (hemû) çok kolaylıkla diyarbakırlı tarafından yanlış anlaşılabilir, çünkü Diyarbakır’da bunun anlamı erillerin cinsel organı anlamına geliyor, yani duhokluların eşanlamlı olarak kullandığı “kîr” demektir.

Bunun yanında, duhoklunun konuşmasında çok sayıda arapça ve diyarbakırlının konuşmasında da epey sayıda Türkçe kelime vardır, ne duhoklu bu türkçe kelimeleri ne de diyarbakırlı bu arapça kelimeleri anlayacaktır. Tüm bu zorluklara rağmen hiçbir ciddi dilbilimcisi duhoklu ile diyarbakırlının iki farklı dil ile konuştıklarını iddia etmemiştir.

Anlamak aynı şekilde konuşulan konunun uzmanlık alanıyla ilişkilidir. Kürt bir doktor ile doktor olmayan bir kürt tıbbi bir konu konuştuklarında çok zor birbirlerini anlarlar. Fakat kürt bir doktor ile fars bir doktor birbirlerini, kürt bir doktor ile doktor olamayan bir kürtten veya fars bi doktor ile doktor olmayan bir farstan daha kolay anlayabilirler. Ama yine de hiçbir ciddi dilbilimci kürtçe ile farsçanın aynı dil olduğunu iddia etmemiştir.

Coğrafya ve ilişki birbirini anlamak konusunda kolaylaştırıcı veya zorlaştırıcı bir etkiye sahiptir. Örneğin, Dersim kurmancı ile Zaxo kurmancı aynı dili konuşuyorlar, dilbiliminde bunun ismi “kurmanci” ya da “kuzey kürtçesi”dir. Hewlêr/Erbil kürtlerinin çoğunluğu dilbiliminde “soranca” veya “merkez kürtçesi” olarak adlandırılan tarz ile konuşuyorlar. Dilbilimciler hewlêrliler ile zaholuların konuşmalarını aynı dil, fakat farklı lehçe olarak kabul ediyorlar. Fakat Zülfü Selcan gibileri kalkmış aynı dil bile olmadıklarını iddia ediyorlar.

Fakat coğrafi yakınlık ve daha güçlü ilişklerden dolayı büyük bir ihtimal ile zaholu kürmanc hewlêrlinin sorancasını, dersimlinin kürmacisinden daha çok anlayacaktır. Çünkü zaholuların çoğu hewlêrlinin sorancasını çok fazla duymuştur, hatta hewlêrlilerle oturup sohbet etmiştir, fakat zaholuların dersimlilerle ilişkisi çok daha az bir orandadır. Fakat yine de hiçbir ciddi dilbilimci ne zaholunun kurmancisi ile hewlêrlinin sorancasının aynı lehçe olduğunu, ne de dersimlini kurmancisinin zaholunun kurmancisinden ayrı bir lehçe olduğunu iddia etmektedir.

Aynı şekilde, büyük bir ihtimalle soranca konuşan bir hewlêrli zaholunun kurmancisinden daha az bir oranda sineli (senendeçli, Doğu Kürdistan’da) birinin sorancasını anlayacaktır. Çünkü hewlêrli ile zaholunun ilişkileri çok daha derin ve yaygındır.

Anlamak çoğu zaman çift taraflı değildir. Bir lehçenin egemen olduğu bir yerde, egemen lehçeyi konuşanlar egemen olmayan lehçeyi anlamadıklarını iddia ederler, fakat egemen olmayan lehçeyi konuşanlar egemen lehçeyi daha fazla anlamaktadır. Çünkü egemen lehçeyi konuşanlar egemen olmayan lehçeyi öğrenmeye pek ihtiyaç duymuyorlar, fakat egemen olmayan lehçeyi konuşanlar egemen olan lehçeyi öğrenmek için çaba sarfetmeye mecburdurlar.

Zamana ve imkanlara göre de anlama oranı değişkenlik gösterebilir. Örneğin, 50 yıl önce çok az sayıda kurmanc sorancayı duyuyordu ve soranların mutlak çoğunluğu kürmanciyi hiç duymuyordu. Fakat şimdi zaman ve imkanlar farklıdır. Yeni teknolojilerin (TV, Internet, radyo vs.) sağladığı imkanlarla soran ve kurmanclar birbirlerini her gün duyabilir ve hatta duymaya mecbur kalabiliyor. Bu durum ister istemez soranca ile kurmanci konuşanlar arasındaki anlamayı artırmaktadır (en azından kürtçe medyayı takip edenlar arasında).

Fakat yine de bu anlama kürmanci ile soranca arasındaki farklılıkların çok azaldığı anlamına gelmemektedir. Soranca ile kurmancinin altyapıları 50 sene önceki gibidir, fakat bu lehçeleri konuşanlar artık yavaş yavaş birbirlerini daha iyi anlamaktadır.

Bu örneklerden de anlaşılıyor ki, anlama/anlamama dil ve lehçelerin sınıflandırılmasında pek kullanışlı değildir, epey zayıf bir faktördür. Bunu fazla önemsemek insanı çok yanlış sonuçlara görürebilir.

Acaba dilbiliminin dil ve lehçelerin sınıflandırılmasında, birbirinden ayırt edilmesinde daha doğru yol ve yöntemleri var mıdır?

Kurmanci, soranca, zazaca ve farsçayı karşılaştırmak

Buyrun sesbilimi (fonoloji), morfoloji ve cümle yapısının (sintaks) kimi kurallarına göre kurmanci, soranca, zazaca ve farsça arasındaki benzer ve farklı olan özelliklerine bakalım (+ = bele, – = na):

 

  kurmancî soranî zazakî farisî
Çift fonemlilik

Ç, K, P û T

+ +
Ünlü harftan sonraki M’nin V/W ile değişmesi + +
D’nin R’den sonra atılması +
D’nin seslilerden sonra atılması + + +
X’in W’den önce atılması +
L’nin çift fonemliliği +
T’nin S’den sonra atılması +
E’nin I ile yer değiştirmesi + +/-
Z’nin D ile yer değiştirmesi +
İsim ve zamirlerle gramer cinsiyeti + +
Sıfat ve fiillerle gramer cinsiyeti +
Devamlılık öneki + + +
İki çeşit bağımsız zamir + +
Eklenmiş zamir + +
Ergatiflilik + + +

 

Tablonun yorumlanması

  • Ç, K, P ve T’nin çift fonemliliğ: Kurmanci ve zazacada bu harflerin farklı anlamlara gelen iki söylenişi vardır, birisi üflemeli yani “sert”tir (İngilizce “aspirated”) diğeri ise üflemesiz yani “yumuşak”tır (unaspirated). Örneğin, “par” sözcüğü üflemeli P ile “parça, bölüm, pay, ortaklık” gibi anlamlara geliyor, fakat P’nin üflemesiz yani “yumuşak” söylenişi ile “geçen sene, bu seneden önceki sene” gibi anlamlara geliyor. Bu özellik kurmanci ve zazacada vardır ama soranca ve farsçada yoktur.
  • Ünlü harftan sonraki olan M’nin V/W ile değişmesi: Kürmancide kelimenin içinde ya da arkasındaki M, V ile değişmiş. Örneğin, “nav” (isim) kurmancide V ile kullanılıyor, ama hint-avrupa dillerinin çoğunda M kullanılıyor. Örneğin, farsça “nam”, ingilizce “name”, fransızca “nom”… Sorancada da M sesli harften sonra (postvowel) W’ye dönüşür: “naw”. M Zazacada bu durumlarda kendisi gibi kalır.
  • D’nin R’den sonra atılması: Kurmancide çoğu sözcükte R’den sonra gelen D atılmış. Örneğin, ”kirin, birin, xwarin” fakat sorancada ”kirdin, birdin, xwardin”, zazacada ”kerdene, berdene, werdene” ve farsçada ”kerden, borden, x(w)arden”.
  • D’nin seslilerden sonra atılması: Kurmanci, soranca ve zazaca kelimelerin çoğunda sesliden sonra gelen D düşmüş, fakat farsçada kalmış. Örneğin, kurmanci “ba”, soranca “bû”, zazaca “va, bî”, fakat farsçada “bad, bûd”.
  • X’in W’den önce düşmesi: Zazacada XW diftongundaki X düşmüş, sadece W kalmış. Örneğin, kurmanci ”xwarin, xweş, xwişk/xweh”, farsça ”x(w)arden, xûş, x(w)aher” fakat zazaca ”werdene, weş, waye”.
  • L’nin çift fonemliliği: Sorancada birbirinden farklı iki L vardır ve birbirinin yerine kullanılırsa kelimenin anlamını değiştirebiliyor. Bir tanesi ince olan L’dir (“lez, law” gibi), diğeri ise dolgundur (“welat, silav” gibi). Kurmanci, zazaca ve farsçada da iki L sesi varsa da, fonem değildir yani yer değiştirmeleri kelimenin anlamını değiştirmiyor.
  • T’nin S’den sonra düşmesi: Sorancada bu yaygın bir özelliktir. Örneğin, kurmanci ”standin/stendin, dest”, soranca ”sendin, des(t)”. Fakat bu özellik kurmanci, farsçave zazaca de bulunmuyor
  • E’nin I ile yer değiştirmesi: Kurmancide bu yaygın bir fenomendir, farsça ve zazacada hemen hemen yoktur. Örneğin, zazaca ”kerdene, wesar”, farsça ”kerden, behar” fakat kurmanci ”kirin, bihar”. Sorancada E bazen I’ya dönüşüyor (kirdin) fakat çoğu zaman da E gibi kalıyor (örneğin, ”behar, le, be” kurmancideki ”bihar, li, bi” yerine).
  • Z’nin D ile yer değiştirmesi: Bu farsçada yaygın bir özelliktir. Örneğin, “dan-“ (zanîn), “damad (zava, zazacada zama). Kurmancî, soranca, zazaca ve diğer irani dillerin çoğunda bu değişim olmuyor.
  • Gramer cinsiyeti: Çok açıktır ki kurmanci ve zazacada iki gramer cinsiyeti (eril ve dişil) vardır ve standart soranca ile farsçada yoktur. Fakat cinsiyet sistemi kurmanci ve zazaca fa aynı değildir. Kurmancide sadece isim ve üçüncü tekil zamir cinsiyet alır vî fiillerde cinsiyet yoktur. Örneğin, kurmanci ”birayê mezin” ve ”xwişka mezin” fakat zazacada ”birayo pîl” ve ”waya pîle”. Kurmancide sıfat kendisi gibi kalır, eril veya dişil olmasına göre bükülmüyor, fakat zazacada esas sözcük olan “pil” dişilde “pile” oluyor. Aynı şekilde fiil de üçüncü tekil şahıs çekiminde hep aynıdır, fakat zazacada üçüncü tekil zamirinin cinsiyetine göre fiil değişiyor: “O esto (o vardır-eril), fakat “a esta” (o vardır-dişil).
  • Devamlılık öneki: Devamlılık önekinden amaç kurmancideki “di-“, sorancadaki “de-“ ve farsçadaki “mi-“ ekleridir. Örneğin, kurmanci ”di-kim, di-bêjim, di-çim”, soranca ”de-kem, de-lêm, de-çim” ve farsça ”mî-konem, mî-gûyem, mî-revem”. Bu önek zazacada yoktur, onun yerina sonek veya araek olan -n- / -en yürülüktedir. ”(ez) ke-n-a, va-n-a, şi-n-a” yani ”(ez) dikim, dibêjim, diçim”.
  • İki tür bağımsız zamir: Kurmanci ve zazacada iki tür / grup zamir vardır, birisi bükümsüz diğeri ise bükümlüdür. Kurmancideki bükümsüz olan zamirler: ez, tu, ew, em hûn, ew” ve bükümlüler ”min, te, wê/wî, me, we, wan” zazacada bükümsüz zamirler ”ez, ti, o/a, ma, şima, ê” ve bükümlüler ”mi, to, ey/ay, ma, şima, înan”. Farsça ve sorancada sadece bir grup zamir vardır, fakat bir grup eklenmiş zamir vardır ki bu kurmanci ve zazacada yoktur.
  • Eklenmiş zamirler: Farsça ve sorancada (fakat kurmanci ve zazacada değil) bir grup zamir vardır ki sorani için bu kurmancideki bükümlü zamirlere denk gelmektedir. Soranca ”-im/-m, -it/-t, -î/-y, -man, -tan-, yan” ve farsça ”-em, -et, -iş, -man, -tan-, şan”.
  • Ergatiflilik: Kurmanci, soranca ve zazacada fiil bazı durumlarda özneye göre değil, yani bir şey yapan kişiye göre değil, yapılan şeye göre bükülüyor. Örneğin, ”ez sêvan dixw-im” (”xwarin” fiili “ez”e göre bükülmüş, fakat ”min du sêv xwar-in” (”xwarin” fiili ”du sêv”e göre bükülmüş ve kurmancide “*ez du sêv xwarim” denilemez. Geçmiş zamanda fiil özneye göre değil nesneye, yani yapılan şeye göre bükülür, fakat özne yani bir şey yapan kimse de bükümlüdür (”min xwar”, ”ez xwar” değil). Zazaca ve sorancada da sistem aynıdır, fakat farsçada böyle bir şey yoktur, özne her zaman bükümsüzdür, nesne bükümlüdür ve fiil de nesneye göre bükülür: ”dû sîb-ra mîxor-em” (du sêvan dixw-im) û ”dû sîb-ra xord-em” (min du sêv xwarin).

 

Kurmanci, soranca, zazaca ve farsça karşılaştırmalarının sonuçları

Yukarıdaki tabloda kurmanci, soranca, zazacave farsça arasında çeşitli dil konularında karşılaştırmalar yapmaya gayret ettik. Tabii ki başka bazı konular da eklenebilir veya bazıları çıkarılabilir. Fakat bu tablodan amacımız dil ve lehçeler arasındaki farklı ve benzer özellikleri çok yönlü bir resimle ortaya çıkarıp sunmaktı.

 

Görüldüğü gibi, bu dil ve lehçeler arasında benzerlikler olduğu gibi farklılıklar da vardır. Hiç birisi her konuda aynı da değil, farklı da değil. Kurmanci ile farsçayı karşılaştırdığımızda, görüyoruz ki 15 seçilmiş konudan sadece dört konuda aynıdırlar:

  • X’in W’den önce düşmemesi
  • L’nin tek fonemliliği
  • T’nin S’den sonra düşmemesi
  • Gramer cinsiyetinin sıfat ve fiilerde olmaması

 

Kurmanci ve sorancayı karşılaştırdığımızda görüyoruz ki 7 ya da 8 konuda aynıdırlar:

  • M’nin (V/W ile) değişmesi
  • Sesli harflerden sonra D’nin düşmesi
  • Devamlılık öneki
  • X’in W’den önce düşmemesi
  • Z’nin D ile değişmemesi
  • Sıfat ve fiilerde gramer cinsiyetinin olmaması
  • Ergatiflik
  • E’nin I ile değişmesi

 

Kurmanci ve zazacayı karşılaştırdığımızda görüyoruz ki 8 konuda aynıdırlar:

  • Ç, K, P ve T’nin çift fonemliliği
  • Seslilerden sonra D’nin düşmesi
  • L’nin tek fonemliliği
  • T’nin S’den sonra düşmemesi
  • Z’nin D ile değişmemesi
  • İsim ve üçüncü tekil şahıslardaki gramer cinsiyeti
  • İki grup şahıs zamiri
  • Ergatiflik

 

Yine tablomuzdan görünüyor ki, soranca ve zazaca sadece 4 veya 5 konuda aynıdırlar. Fakat öte yandan soranca ve farsça 6 ya da 7 konuda anlaşıyorlar.

Görüldüğü gibi, kurmanci-soranca ile kurmanci-zazaca arasındaki farklılıklar hemen hemen aynı orandadırlar. Buna rağmen bile, çok sayıda batılı dilbilimci zazaca ile kurmancinin iki ayrı dil olduğunu, fakat kurmanci ile sorancanın aynı dilin lehçeleri olduğunu iddia etmektedir.

Sorun odur ki, dilbiliminde bir dilin tüm lehçelerini bir tarafa bırakıp ve akraba dilleri birbirinden ayıracak açık bir yöntem yoktur. Yukarıdaki tabloya baktığımız zaman, görüyoruz ki kurmanci soranca ve zazaca ile daha fazla konuda benzerdir, fakat farsça ile bu denli benzer değildir. Fakat bazı konularda da görüyoruz ki, kurmanci ve farsça bazı konularda anlaştıkları halde, soranca ve zazaca ile anlaşmamaktadır.

Gerçekte dilbiliminde mutlak veya makbul olan hiçbir kural ve kaide yoktur ki, insan gönül rahatlığıyla iki farklı konuşma tarzının iki farklı dile mi, lehçeye mi ait olduğunu anlayabilsin veya değerlendirebilsin.

İki farklı konuşma tarzının, birbirine akraba iki lehçe veya iki farklı dil olduğuna karar vermek, dilbiliminin kural ve kaidelerine değil; sosyal, siyasi, ekonomik ve duygudaşlık gibi nedenlerle açıklanabilir:

Örneğin, İskandinavya dillerinden özellikle isveççe ve norveççe birbirine çok yakındırlar. Onlar gayet normal bir tarzda birbirleriyle konuşuyorlar ve birbirlerini anlamadıkları çok azdır. Farklılıkları en fazla Mardin kurmancisi ile Hakkari kurmancisi arasındaki kadardır. Fakat her birisi ayrı bir devlet tarafından resmileştirildiği için, hiçbir dilbilimci kalkıp bunların bir dilin farklı iki lehçesi olduğunu iddia etmiyor.

Hintçe ve urduca konuşmada aynı dildir, fakat her biri ayrı bir alfabe ile yazılıyor ve birisi Hindistan, diğeri de Pakistan tarafından resmileştirilmiştir. Dilbilimciler bu tamamıyla siyasi olan farklılaştırmayı kabul ediyorlar. Öte yandan, Çin’de birbirinden farklı çok sayıda lehçe vardır ve bu lehçeleri konuşanlar birbirlerini anlamamaktadır, fakat siyasi ve ekonomik olarak aynı dilin lehçeleri olarak kabul ediliyorlar.

Irak ve magrip/mağrip Arapçası konuşanlar birbirlerini kolaylıkla anlamıyorlar, fakat her iki taraf da konuştukları dile “arapça”  demektedir. Portekiz ile Brezilya’da konuşulan Portekizce birbirine pek de yakın değildir, konuşanlar birbirini zor anlıyorlar, fakat her ikisine de “Portekizce” deniliyor. Hiçbir dilbilimci kalkıp bunlara “hayır, dilleriniz sizin bildiğiniz gibi aynı değildir” demiyor.

Dilbilimciler ne bu farklılaştırmalara ne de bu aynılaştırmalara karşı çıkıyor.

kürtçe birbirlerini kolay anlamayan birkaç lehçeye sahiptir. kürtçenin lehçeleri birkaç farklı alfabe ile yazılıyor. Fakat siyasi ve kürtlük bakımından aynı dilin lehçeleridir. Örneğin, Türkiye’de kürtçe yasaklandığı zaman, türkler “zazaca kürtçe değil, o serbest kalsın” demediler. kürtçeye yüzyıldır yapılan haksızlık, kurmanci, soranca, hewrami, zazaca – kürtçenin tüm lehçelerine yapılıyor.

Bundan da daha önemlisi: kürtçenin lehçelerini konuşan mutlak çoğunluk bu lehçeleri aynı dilin farklı lehçeleri olarak gördüğü için duygudaşlık olarak aynı dildir.

Ne dilbilimi ne de siyaset bu gerçeği daha güçlü veya daha güçsüz bırakabilir.

____________________

NOTLAR

[1] Martin van Bruinessen’ın kurtler ve Kürdistan ile ilgili en önemli eseri ”Agha, Shaikh and State – The Social and Political Structures of Kurdistan” (Ağa, Şeyh ve Devlet-Kürsitan’ın sosyal ve siyasi Yerleşmeleri. İngilizcesi buradan okunabilir: http://www.academia.edu/2521173/Agha_Shaikh_and_State_The_Social_and_Political_Structures_of_Kurdistan

[2] Kurmanci ve zazaca arasındaki benzerlik ve farklılıklar için (ve kürtçenin diğer lehçeleri arasında) buraya bakın: https://zimannas.wordpress.com/2016/01/02/cudahiyen-dengnasi-di-lehceyen-kurdi-de/

 

[3] D’nin “e-“den düşmesi için, kurmancinin gelecek zaman kipi olan DÊ>Ê’ye bakın (ez dê bikim > ez ê bikim).

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s